Organik beslenme kılavuzu 1.parça

Organik beslenme kılavuzu

Modern Homo Sapiens ırkı, ekoloji zinciri içerisinde bulunan en eski canlılardan birisidir. Sistemin olmazsa olmaz tüketicilerinden birisidir, lakin denge insanın doğaya verdiği zararları telafi edebilecek kadar büyüktür. İnsan ise, doğaya verdiği zarar dolayısıyla doğadan büyük bir tepki olarak, fizyolojisinde derin yaralar açabilecek sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. İnsanlar, çevresel olarak üç büyük faktör ile muhattaptır. Hava, su ve beslenme. Yaşamını devam ettirebilmesi için, beslenmeli, su tüketmeli ve elbetteki solunum yapmalıdır. Bizim üzerine yoğunlaşacağımız konu ise beslenmedir, elbette ki su ve hava hakkında da fikir beyan edeceğiz.
Neden Organik Beslenme ?
Organik ne demek, öncelikle açıklığa kavuşturmamız gereken tanım budur. Organik, bitki veya hayvan, elbette ki ara formlar da dahil olmak üzere, yaşayan ve hayatını devam ettiren canlıların metabolizma sonucu ortaya çıkarmış olduğu, sabit ve ritmsel olarak aksamayan parçacıklardır. Kimyasını detaylı olarak açıklamayacağız, element ve molekül boyutunca incelemek isteyenler için, veritabanları hizmet vermekte. Üzerine vurgu yaptığımız nokta şudur, “sabit ve ritmsel”, mutasyon geçirmemiş, kesinliği yüksek olan ve bir tür/cins tarafından aynı şekilde, aynı ağırlıkta ve biçimde sentezlenmiş olmalarıdır.
Dünya üzerinde yaşayan tüm canlıların bir genetik materyale sahip olduğunu biliyoruz. Bu genetik materyal,içerisinde bulunduğu canlının hareketlerini, aktivitelerini kontrol eden şifrelerden oluşmuştur. Dolayısıyla, genetiği bozulmuş canlıların, bizim sabit ve ritmsel vurgumuzun dışında olduğunu belirtmek istiyorum. Genetiği değiştirilmiş organizmalar, biyoteknoloji alanının hızla gelişmesinden dolayı, bir hayli çoğalmıştır. Küresel dünyada, dengelerin ve ilişkilerin ticari boyut kazanması, nüfusun öz kaynaklarımızı zorlaması ve hızla artması dolayısıyla, genetik kodlar, canlıların verimini, değerini artırmaya yoğunlaşmıştır.
Fakat, prestij ve ticari kaygılara alet edilmiş sistemin acı meyvelerini, dünya toplumu son yüzyılda fazlasıyla tüketmiştir. Kanser, Alzheimer, Obezite, Koah gibi hastalıklar bunların en büyük kanıtlarını oluşturmaktadır.
İnsanlık tarihinin en büyük problemlerinden birine her gün biraz daha teslim oluyoruz, KANSER.

Kanser Nedir ?

Kanser, vücudumuzda mutasyonlar ve yönelimler sonucu kontrolunu yitirmiş hücrelerin merkezi kontrol sistemimizden bağımsız bir biçimde çoğalmasıdır. Çoğalmakla kalmayıp, bulundukları yerden sıçrama yapmasıdır. Yerleştiği doku ve organların enerjisini ve besininin gasp eden kanserli hücreler, aynı zamanda kendi iletişim ağını da oluştururlar ve geri dönüşü olmayan bir sorunun fitilini ateşlerler. Yukarıda söylediğim gibi, kanser vücudumuzda bulunan, kendi, öz hücrelerimizin mutasyon, virüs, dış etkenler vesilesi ile kontrolünü yitirmesidir, dolayısıyla bu hücreler kendi hücrelerimizdir. Kanserli hücreler ile savaşmak, açık bir şekilde kendi hücrelerimizle savaşmak demektir. Kanser tedavi yaklaşımlarını bir kenara koyarak, düşünmemeye çalışarak, kanseri henüz olmadan yenmek ve vücudumuzu buna karşı hazırda bekletmek gayesi ile yapabileceğimiz aksiyonlara odaklanmalıyız. Kanser’e sebep ararken, basit bir tümden gelim yapacağız. Bu sorunun temelinde ne var ?

Kronolojik bir sırayla, gündelik yaşantımızda son yıllardaki değişimleri belirterek, bunları incelemeye çalışacağız. Evet, sorunu tarihsel bir gelişimle ortaya koyucaz. Elbetteki, bu sorunları ortaya koyarak varacağımız sonuçlar, sadece kansere karşı değil, genel olarak bu dünyaya gayet iyi adapte olmuş ve hakimiyet süren insan ırkının sağlıklı bir şekilde yaşama formunu kaybetmemesi amacı da taşımaktadır. Unutmayınız, ırkımız binlerce yıldır dünyadadır, geliştirebileceğimiz teknolojiler ve ilaçlar, on binlerce yıldır adaptasyon geçiren fizyolojimizi taklitten ibarettir.

İnsan bedeni-

İnsan bedeni temel olarak üç yapıtaşından oluşmaktadır, Protein, yağ ve karbonhidrat. Metabolik, yani canlılık faaliyetlerimizin devamı için vücudumuz bunlara ihtiyaç duymaktadır. Bunları bir denge içerisinde tüketmemiz gerekmektedir, her ne kadar proteini yağa, yağı karbonhidrata, temelde hepsini birbirine dönüştürebilen bir organizmamız olsa da, bu dönüşüm sadece savunma mekanizmasından ibarettir, bizim temel yapıtaşlarımızı dengeli ve ölçülü biçimde kullanmamız, tüketmemiz gerekmektedir.

Organik beslenme kılavuzumuzu hazırlarken, kilo, kalori, enerji vs istatiski rakamlar kullanmamayı prensip edindik lakin, standardize edilmiş yaklaşımların uygun olmadığını düşünüyorum. Bizim dokunmamız gereken yerler, kaynaklardır. Günlük kullanım için hazırladığım kılavuz da, basit ve pratik bir şekilde sağlıklı ve korunmacı beslenme için ipuçları vereceğim.

Konu başlıkları halinde, akılda kalıcı ve yapıcı bir şekilde konu başlıkları halinde ilerleyeceğiz.
1-Bitkisel Gıdalar
2-Hayvansal Gıdalar
3- Mutasyona sebep olabilecek alet ve eşyalar
4- Sentetik Ürünler
5- İlaçlar
6- Katkı Maddeleri
7- Tarım-endüstri kaynaklı kimyasal maddeler
8- Çeşitli bitkisel kökenli toksikler
9-Koruyucu Kimyasallar
10-Kozmetikler
11- Diğerleri…

1-BİTKİSEL GIDALAR

Bitkisel gıdalar diyince aklımıza gelen ilk şey, elbetteki meyveler ve sebzelerdir. Hayatımızın içerisinde olmazsa olmazlarımdan olan bitkisel gıdalar, suistimale en açık besin öğelerinin başında gelir.

-Ekmek-    !!! Beyaz ekmek tüketmekten kaçının!!!

Tam buğday
Rafine edilmemiş olan buğday unundan (tam buğday unu) yapılmış olan tam buğday ekmeğinin beyaz ekmekten ve kepekli ekmekten daha farklı ve sağlıklı olduğu bilinir. Kepekli ve beyaz ekmekte olmayan vitaminlerden zengin buğday özü tam buğday ekmeğinde vardır. İçerdiği posa ve sahip olduğu düşük glisemik indeks nedeni ile tam buğday ekmeği kan şekerinin daha dengeli olmasını sağlar. Bu nedenle şeker hastalarının dostudur. İçerdiği çözünmez posa ile kabızlıktan koruyan ve barsak kanserlerine yakalanma riskini azaltan bu ekmeğin kan kolesterolü üzerinde de olumlu etkiler yarattığı bilinir.

Yulaf Ekmeği

Genellikle tam buğday unu ile yulaf kepeğinin karıştırılması ile üretilen yulaf ekmeğinin kendine has lezzeti gibi kendine has sağlık yararları da vardır. Yulaf, diğer tahıl ürünlerine nazaran daha yüksek oranda çözünür lif içerir. İçerdiği beta-glukan adlı çözünür lifin kalp sağlığı üzerinde olumlu etkileri vardır. Kan kolesterolünün dengelenmesinde olumlu etkilere sahiptir. Ayrıca Tip 2 diyabet (şeker) hastalarında da öğün sonrası kan şekerinin hızla yükselmesini engeller.

Şimdi asıl önemli olan konuya eğilmeye çalışalım.

A-) Ekmek almaya gidiyoruz, nelere dikkat etmeliyiz?

Öncelikle Ekmek almaya gittiğimize, ekmek hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz onu konuşalım. Ekmekte 2 konu önemlidir: Hijyen ve ekmekteki hammadeleri ne oranda kullandığımız. Ne yazık ki beyaz ekmekle buğdayın sağlıklı bölümlerini, vitamin ve mineral bakımından zengin kısmını hayvan yemi olarak kullanıyoruz. Bu yanlışı değiştirmek lazım.

– Piyasadaki çok koyu renkli ekmekler aslında malt unu ve esmer katkı maddeleri karıştırılmış ekmeklerdir. Buğday o kadar koyu değildir.

– E vitamininin doğal kaynağı ekmektir. E vitamini hap alacağımıza tam buğday ekmeği yememiz daha mantıklıdır.

Sağlıklı ekmek nasıl olmalıdır? Ekmek ağırlığı ile orantılı bir boyda olmalıdır. Ağırlığının 3 misli boyunda olması o ekmekte kimyasallar ve yapay kabartıcılar kullanılmış olduğu anlamına gelir. Yanmamış olmalı, ezik kalmış olmamalı, dıştan kirliliğinin olmaması gerekir. Ekmeğin için tam beyaz olmamalıdır. Tam beyaz olması için beyazlatıcılar katılıyor. Onlardan uzak durmak gerekir. Ekmek hafif sarımsı olmalıdır. Buğdayın rengini yansıtmalıdır.

 

– Piyasada hazır ekmek karışımları kullanılıyor. Bu karışımlar yurt dışından ithal ediliyor. Bu tür karışımlarda ekmeğin daha fazla kabarması için katkı maddeleri ve kabartıcılar var. Ve bunların kullanımı da kansere neden olabilir.

– Ekmek bağırsak kanseri yapmaz. Doğru ekmek yenilirse bağırsak kanseri engellenebilir. Ekmeğin kepeği sindirilmeyip posa oluşturur ve bu da bağırsak kanserine karşı insanı korur.

– Rüşeym buğdayın özüdür. Daha fazla vitamin içeren ekmek istiyorsak ruşeymli ekmeği tercih edebiliriz. Kabızlık sorunu ön plandaysa kepekli ekmeği tercih etmeliyiz.

– Mısır ekmeği ağırlıklı beslenirse B vitamini eksikliği söz konusu olur. Mısırda buğdayda olan B vitamini mevcut değildir. Bazı insanların glutene karşı alerjisi var. O insanlar evlerinde Mısır ekmeği yapabilirler. Piyasadan alınan mısır ekmeklerinin çoğunda buğday ekmeği vardır. Glütensiz ekmek çıkaran firmalar da mevcuttur. Ayrıca glütensiz un da satın alıp ekmek yapabilirsiniz.

– Hem kendi sağlığımız için, hem çocuklarımız sağlığı için tam buğday ekmeği tüketilmelidir. Ekmek gerektiğinden fazla tüketilmemelidir. Fazla ekmek tüketimi şeker hastalığı riskini ortaya çıkarır.

– Hamilelikte tüketilmesi gereken ekmek çeşidi de tam buğday ekmeği olmalıdır. Şeker hastaları çavdarlı ekmek tüketebilirler. Şeker hastalarının günde az oranda çavdarlı ekmek tüketmeleri önerilir.

Keten tohumlu ekmek

Keten tohumunu tüketmenin en doğru yolu ekmekte tüketmektir. Kabızlığı olanlar, menopoz sonrası kadınlar keten tohumlu ekmek tüketebilirler. Ayrıca keten tohumlu ekmek Omega 3 açısından zengin bir ekmektir.

– Ekmeği buzlukta dondurup tüketmenin sakıncası yoktur, ama bunun için sağlıklı ekmek tercih edilmelidir.

– Yanmış ekmek kansere neden olabilir. Ekmek kömürleştiği anda kanser yapıcı etkisi ortaya çıkar. O ekmeği yememek gerekir.

 

• Ekmek almadan önce; tüketecek kişi sayısı, tüketilecek yemek ve evde bulunan ekmek miktarı dikkate alınarak ne kadar ekmeğe ihtiyaç duyulduğu tespit edilmelidir.
• Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın izniyle üretilmiş olan ekmekler alınmalıdır.
• Alındığı gün tüketilmeyecek ise; ambalajlı ekmek tercih edilmeli, ambalajsız alınması durumunda saklama koşullarına dikkat edilmelidir.
• Alışveriş yaparken ekmeğin ezilmemesine dikkat edilmeli, ayrı bir poşette ve alınan diğer ürünlerin üzerine konarak taşınmalıdır.
• Unutmayınız “Yetişkin kadın ve erkeğin günlük ortalama gereksinmeleri düşünüldüğünde 300 gramlık bir ekmek günlük alınması gereken enerjinin yüzde 30-36’sını, proteinin yüzde 39-42’sini karşılar.

Ekmek yemek şart mı?

Buğday son 10000 yıldan beridir mevcuttur. Daha öncesinde insanlar ekmek tüketmeden yaşıyorlardı. Ekmek yemezsek hayat olmaz sözü geçerli değildir. Ekmek insan sağlığı için olmazsa olmaz bir madde değildir. Tam buğday unundan yapılmış ekmek yersek sağlıklı ekmek yemiş oluruz. Bembeyaz kabarmış ekmek yersek sağlıklı gıda almamış oluruz. Sağlıklısı bembeyaz olmayan, yapay maddeler içermeyen buğdayın rengini yansıtan köy ekmeğidir.

Ekmek alırken dikkat etmemiz hususları, bir kaç kaynak tarayarak buraya derledim, umarım ekmek konusunda, en az zararlı en fazla faydalı gıda felsefesini yansıtabilmişimdir,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s