yorgun ve yoğun yazıyorum, ilk kıvılcımları veriyorum.

Birlikte geçirdiğimiz süre boyunca neredeyse aralıksız bir eğitim almıştım baha’dan. Ve aramızdaki ilişki zamanla dostane bir ilişkiye evrilmişti. Tüm yaşadıklarımızı olmasa da bir çok konuyu ve sohbeti yazıya dökmüştüm, lakin bunlar benim için çok değerliydi. Sık sık açıp baktığım ve okuduğum çok nokta vardı, islam öğretisine dair baha’dan alabildiğim, dinlediğim ve öğrendiğim her şeyi yazmıştım.Genel hatlarıyla, sosyal konu konular; davranışlar, ikili ilişkiler, kadın-erkek ilişkileri, aile kavramı, miras ve kadınların hayatımızdaki yeri, psikoloji üzerine , öz benlik, irade,nefis, benlik, heves, güç, zahiri inanç, kibir, hayatı okumak gibi. Bunlara ilaveten, sosyal yapı, vatan sevgisi, edebiyat, öncü olmak, ticaret, savaşlar ve barışlar üzerine konular ve örnekler, tecrübeler kaydetmiştim. Elbette ki ibadetler, ve şekilleri hakkında. Örneğin namaz, zekat gibi. Bu benim hayatımda ortaya koyduğum en değerli ürünlerden biriydi, bir bakıma entellektüel bir islam aliminin hayat tarzı, kültür birikimi ve buna dair eleştiriler yer alıyordu.

 

Yeni gün, parlak bir güneş ve serin bir havayla bizleri karşılamıştı. Baha ile konuşmayı planlamıştım, onun yanına gittim. Fikrimden ona bahsettim, tekrar evime ve vatanıma dönme isteğimden, ve biraz da hislerimden. Baha şaşırmıştı. Gitme fikrimi pek hoş karşılamadığını düşündüm, o alçakgönüllü bir insandı, bu isteğime olumlu yanıt verdi. Hazırlıklarımı yapıp yola koyulacaktım, yolları ve konaklayacağım yerleri ise ferit’ten öğrenebilirdim. Belh’e uğramadan köyüme gidecektim. Ferit’le konuşup güvenle seyahat edebileceğim yerleri öğrendim, yolculuğum uzun sürecekti. Lakin ben alışkındım ve hiç korkmuyordum. Aksine heyecanlı ve istekliydim. Bir süredir kaybetmiş olduğum heyecanımı tekrardan kazanmaya başladım. Köyümü çok merak ediyordum, monk’u, küçüğü ve meta’yı. Yolculuğuma ilk başladığım yere, dolu dolu dönecek olma fikri beni büsbütün hayata bağlamaya başladı. Hızlı bir şekilde hazırlıklara koyuldum. Gitmeden önce baha’nın yanına gitmeliydim. Baha bana bir takım öğütler verdi, bahsettikleri sevgi dolu davranışlardı. Güzel bir veda konuşması yaptık, ardından vedalaştık. Belh’te geçirdiğimiz son zamanlardan beri çok sevdiğim, baha’nın oğlu celal de yanımızdaydı. O’nu tekrar görmeye gelecektim, küçüğün boşluğunu o doldurmuştu ve çok akıllı bir çocuktu.  Baha ve ailesinin yolculuğu önce hac idi, oranın ardından rum diyarına gideceklerdi, eğer bir gün dönersem onları orada arayacaktım. Ben tibet dağlarına, onlar ise bağdat’a yola çıktı. Yine yalnızdım. Yalnızlık beni her zaman daha iyi hissettirmişti, uzun bir yol vardı önümde ve büyük hayaller. Bu yolculuk sırasında planını yapmam gereken o kadar çok şey vardı ki. Ama arzularımın en yoğun bastırdığı şey ise, baha ile tanıştığımız zamanlarda yapmaya başladığımız rÂbıta ve monk ile rahiplerin yaptığı ayinlerin benzerliğiydi. İkisine de katılmış ve deneyimlemiş bulundum, epey iyi düzeyde de islam bilgisine sahibim artık. Bu benzerlik tesadüf olamazdı, monk’un öğretisiyle islam’ın dilediği şey neredeyse aynı dünya düzeni. Merak ve heyecan damarlarımda dolaşmaya başlamıştı, bunu her yerimde hissedebiliyordum. Monk ile katıldığımız bir ayinde gördüklerimiz, yaşadıklarımız ve saatlerce etkisinden kurtulamadığımız bazı batıni görüntüler. Bunlar baha ve ferit’in ilgisini çok çeken ve merak uyandıran şeylerdi. Şimdi gerçeğin peşindeydim, ve ardına düşeceğim o kadar çok şey vardı ki. Yolculuğumu en kısa sürede bitirmek istiyordum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s