Bir pazar ödevi

İlintili düşünmenin en verimli yolu yazmaktır, bir nevi en kolay diyalektiğidir zihnin. İletişimin bence hala en “güvenli” yoludur. Yazmak, okumanın öğretmenidir. İyi bir okuyucu olmayı, sıradan bir yazıcı olmak ile taçlandırabilir insan. İyi bir yazıcı(özellikle yazar demiyorum) olmak ise iyi bir okuyucu olmanın üstüne çok daha fazla şey ister. Bunlar iyi bir dinleyici, gözlemci, gezgin, meraklı ve şüpheci olmak diye sıralanabilir. Hayal gücü dediğimiz havuzu besler bunların tümü. Bunların koordinasyonunu yapan kişi iyi bir yazar olabilir. Tabi muhtelif kişi kötü bir yazar olarak başlayacağını kabul ettiği takdirde. Bugün kötü de olsa bir şeyler yazmak istiyorum; çünkü verimsiz iletişimlerden sonuç alamadığımı fark ettim. İki küp buz eriyene kadar iki kadeh jameson içilmesi gerekir; benim aldığım tadı almak isterseniz eğer. Bach dinlemeniz lazım doğayı bir emekçi olarak görmek için; benim gibi görmek isterseniz tabii ki. İnsanın bol bol gözünü kapatması lazım kendini duymak için. Kendine verdiği ilk ses havanın ciğerlerine doluşu ve çıkışıdır; ardından kalbini duyar. Bu seslere alışmaya çalışırken karanlığın sessizliğini görür(evet görür). Olduğu yer ve düşünmek istediği konu hakkında sadece anımsamalar yapar, çünkü o an kişiyi esir eden bir çok gündelik pratik hadise vardır zihninde. Bir çok defa bu denemeleri yaptıktan sonra, zamanın ve mekanın kıymetini öğrenen insan ait olduğu zamana ve mekana kendini kaptırabilir. Zihni ve bedenindeki derinliği çevresine yayarak düşünmeye başlar. İşte İNSAN tam o an “insan” olduğunu hisseder. O doğanın yegane güzelliğidir. Tüm zamanların değişmeyen gerçeklerinden ve arzularından biri “sonsuzluk”tur. Materyal olarak ölmemek; hayal olarak gençliğe-eskiye geri dönmektir. Bu bize insanın zaman düzleminde asla ve kat-a değişimden kaçamadığını göstermektedir. Derin yahut sığ “pişmanlık”ların işaretidir. İnsan şimdiki aklıyla hep geçmişe gitmek ister. Neden? Buna tüm insanlar aşağı yukarı aynı cevabı verir. Bugün şunu yazmak istedim…

Yarın pazar. Kendinizi baharın o temiz kollarına bırakın, zamanın ve mekanın bir parçası olmaya çalışın. Kendinizi dinleyin. İçinizdeki sese kulak verin. Bu bir başlangıç… Beş yıl önceki kendinize öğüt verebilseydiniz neler verirdiniz? Bunu bir düşünün. Geleceğinizi şekillendirmek kendi elinizde, bu gücü keşfedin.

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s