kayıp

“Gecenin bir yarısı sokak lambasının ışığı altında bir adam yerde bir şeyler aramaktadır. Bunu gören bir polis adama ne yaptığını sorar. Adam, ‘Anahtarlarımı arıyorum.’ der. Ardından polis de ona eşlik eder ve beraberce yerde anahtarları aramaya koyulurlar. Bir süre sonra polis adama yılgın bir şekilde, ‘Anahtarlarınızı burada kaybettiğinizden emin misiniz?’ diye sorar. ‘Hayır, aslında şu arka tarafta kaybettim.’ der adam ve parmağıyla karanlık köşeyi işaret eder. Bunun üzerine polis ‘O zaman anahtarları neden burada arıyoruz?’ diye sorar. Adamın cevabı şöyle olur: ‘Çünkü ışığın olduğu tek yer burası.’”

İnsan türünün belki de en kadim özelliklerinden birisidir yitirdiği şeyleri bildiği ve alışık olduğu yerlerde aramak. Arabamızın veya evimizin anahtarını kaybettiğimizde ilk olarak onları en sık koyduğumuz yerlere bakarız; bu bazen anahtarları astığımız askılık, bazen masanın üstü, bazen son giydiğimiz ceketin cebi, bazen de çantamız olur. Alışkanlıklarımızın şekillendirdiği içgüdüsel arayışımızın bir özelliği de yitirdiklerimizi aşina olduğumuz yerlerde arıyor olmamızdır. Çünkü aşina olunan mekânlar yitirdiğini arayan kişiye emniyet hissi verir. Kişi hem aradığını burada bulacağına hem de ararken başına bir şey gelmeyeceğine dair bir emniyet duyar.

Peki, ya aranan şey yitirilen bir nesne değil de herhangi bir problemin sebepleri ise süreç nasıl işler? ”

alıntıdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s