İnsanı okuyoruz.

kişilik çizgisi olarak adlandırdığımız şey bir insanın içinde yaşadığı dünyaya uyum sağlama girişiminin bazı yönlerinin ifadesidir. kişilik toplumsal kavramdır. yalnızca bir bireyi çevresiyle ilişkili olarak değerlendirdiğimizde bir kişilik çizgisinden söz edebiliriz. kişilik ruhbilimsel bir tavır, bireyin içinde yaşadığı çevreye yaklaşımının nitelik ve doğasıdır. önemli olma çabasının toplumsallık duygusuna uygun olarak geliştirdiği davranış kalıbıdır.

üstünlük, güç, başklarına egemen olma hedefinin çoğu insanın etkinliğini yöneten hedef olduğunu daha önce yazmıştım. bu hedef bireyin dünya görüşünü değiştirir. davranış kalıbını biçimlendirir ve çeşitli duygu ve düşüncelerini belli kanallara yöneltir. kişilik çizgileri yalnızca bireyin yaşam biçimi ve davranış kalıbının dışavurumlarıdır. böyle olmaları bireyin çevresine, diğer insanlara, içinde yaşadığı topluma ve genel olarak var oluşun meydan okumasına karşı tutumunuzu anlamamızı sağlarlar. kişilik çizgileri toplam kişiliğin kabul ve önem kazanmak için kullandığı araçlardır; kişilikte bu türden araçların kullanılması yaşamak için bir “tekniktir”.

pek çok kişinin düşündüğü gibi kişilik çizgileri kalıtım yoluyla geçmedikleri gibi doğuştan da gelmezler. her insanın yaşamını sürdürmesini ve üzerinde bilinçli olarak düşünmesine gerek kalmaksızın herhangi bir durumda kişiliğini ifade edebilmesini sağlayan var oluş planı gibidirler. bunlar kalıtım yoluyla edinilmiş güç ya da oryantasyonların ifadeleri değildir. yaşam yolunda bize belli bir biçimde yardımcı olmaları için onları ediniriz. örneğin, hiçbir çocuk tembel olarak doğmaz. bir yandan önem duygusunu korumasını sağlarken diğer yandan da yaşamını kolaylaştırmanın en iyi olarak gördüğü için tembelleşir. güç arayışı bir ölçüye kadar tembellik kalıbı içinde ifade edilebilir. birey doğuştan gelen bir kusura dikkat çekebilir ve böylece yenilgi karşısında durumu kurtarabilir. bu türden bir iç gözlemin nihai sonucu : “bu olmasaydı, böyle olmasaydı yeteneklerim çok iyi gelişebilirdi!”… denetimsiz güç arayışı nedeniyle çevresiyle uzun bir savaşa girmiş olan ikinci bir birey bu savaşta kendisine yardımcı olacak her türden güç silahını geliştirecektir. hırs, kıskançlık, güvensizlik vb.

akılda belli bir amaç olmadan hiçbir şey düşünemez. hiçbir şeyi harekete geçiremeyiz. insanın ruhunun karanlık derinliklerinde bu hedef zaten mevcuttur ve ilk günlerden başlayarak ruhbilimsel gelişimini yönetir. yaşamına biçim be kişilik verir. bu hedef nedeniyle her birey tüm diğer kişilikleriden farklı özel ve ayrı bir varlıktır. tüm eylemleri ve yaşamının tüm dışavurumları aynı özel hedefe yöneliktir. hedefi bilmek o kişiyi bilmemizi sağlar.

bir insanın ruhu ve kişiliği söz konusu olduğu sürece kalıtım göreceli olarak önemsiz bir rol oynar. kalıtım yoluyla edinilmiş kişilik çizgileri kuramını destekleyecek somut bir kanıt yoktur. kişiliklerimiz yaşamın çok erken bir evresinde oluşmaya başlar. o kadar erken ki, kalıtım yoluyla edinilmiş gibi görünürler. ancak, öğrenmelerinin en iyi yolu gözlem ve taklitçiliktir. tüm aile, ulus ya da ırka ortak kişilik çizgileri bulunmasının nedeni bir bireyin onları taklit ya da etkinliklerini paylaşma yoluyla bir diğerinden edinmesinde yatar.

5 Comments

  1. kişilik toplumsal bir kavram değildir,inançsal bir kavramdır islamda kişiliği toplum belirlemez din belirler

      1. benim fikrim değil islamın fikri,kendi fikrine uyandan müslüman olmaz islamın fikrine uyandan olur islamı bilmiyorsunuz öğrenin islamı bilmeyenden kendi fikirlerine uyandan müslüman olmaz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s