…çünkü amaç zirvede değil, yokuşun başladığı vadidedir.

Gecenin sessizliğinde ve karanlığında; düşünceler, yaşanın yılların hesabını yapmaya başladığında, uzun olaylar serisi saatin yelkovanının durmadan çevirmesi, insanın bütün sevdiklerini, istediklerini, sahip olduğu şeyleri, ümitlerini, erişmek istediği şeyleri tamamiyle yutacak olan karanlık duvarın ağır ve sürekli ilerleyişi karşısında, bütün bilgece sözler yitip gitmekte, kaygı uykumuzu kaçırmakta, boğucu bir örtü gibi üzerimize düşmektedir.

Birçok insan gönlünde, büyük bir tutkuyla can attığı yaşamın karşısında paniğe düşecek derecede bir endişe duymaktadır; yaşlanan daha büyük sayıda bir insan yığını da, aynı endişeyi ölüm karşısında duymaktadır. hatta ölümden, sonradan en çok korkacak olan kimselerin, gençliklerinde yaşamdan korkan kimseler olduğunu görürüz.

Hayat asla gerçi çevrilemez, bu yüzden yaşam tek bir amaca, dinlenme durumuna yönelmiştir. Yaşam süreci aslında durulmak isteyen, bir hareketsizlik halinde başlayan kargaşadır. Yaşamın kendisi de bir amaca yönelmiştir. her akışın sonu, amacıdır. Her akış, her yaşam, amacına erişmek için canla başla çalışan bir koşucu gibidir. Gençlerin dünyevi şeylere ve yaşama karşı atılışları, büyük ümitleri ve uzak amaçları gerçekleştirmek için harcadıkları çabalar, yaşamın amacına giden eğilimin ta kendisidir, bu eğilim herhangi bir şekilde geçmişe takıldı mı, ya da saptanan amaçların zorunlu kıldığı kaçınılmaz riskler karşısında korkup geri gitti mi hemen yaşam korkusuna, nevrotik direnmelere, depresyonlara ve yersiz korkulara çevrilmektedir. Aşağı-yukarı ortasına rastlayan yaşamın olgun çağına ve doruğuna erişilmesi, amaçlara, eğilime hiçbir şekilde son verememektedir. Ortaya varmadan nasıl yoğun bir biçimde yorulmadan yükseldiyse, şimdi bayır aşağı inmektedir. çünkü amaç zirvede değil, yokuşun başladığı vadidedir. yaşamın eğriti bir merminin çizdiği parabole benzer. başlangıçtaki hareketsiz durumundan atılan mermi ilk olarak yükselir sonra yine hareketsiz duruma döner.

tatlı bir tebessümü hak eden manzara 🙂

yaşamın psikolojik eğrisinin, doğa yasalarına bu denli uymadığı doğrudur. uyumsuzluk bazen yokuşun ta başlangıcında yer alabilir. mermi biyolojik olarak yükselir, psikolojik bakımdan duraklar. kişi yerden kopmak istemiyormuş gibi yılların gerisinde kalır, çocukluğuna sığınır. yelkovanı durdurmakla, zamanın durdurulduğu sanılır. bununla birlikte, bununla birlikte biraz gecikmeyle doruğa takılıp kalır. önce yaşamın engeli olan korku, şimdi ölümün karşısına çıkmıştır. yaşam korkusunun, yükselmeyi geciktirdiği söylenir. bu gecikmeyse, bu kez daha büyük bir istek olan erişilmiş olan yükseklikte kalma isteğini haklı çıkarmaya yarar. bütün direnmelere karşı (ki şimdi esefle karşılanmaktadır) yaşamın üstün gelişi buna kanıttır. ama yine farkında olmadan insan onu durdurmaya çalışır. bu şekilde davranan insanın psikolojisi doğal toprağını yitirir. bilinci askıda kalır, oysa altında parabol, gittikçe hızlanarak iner.

Ruhun besleyici toprağı, doğal yaşamdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s